RSS Beslemesine abone ol! Pazar, 05 Şubat 2012
Marmara Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü - MUDADOSK
Uludağ Kış Faaliyeti (Kübra Kalkandelen)
Salı, 17 Mart 2009 20:23
Başlangıç Tarihi: 14.03.2009
: 16.03.09
Yer: Uludağ, Bursa
Katılımcılar: Mehmet Yılmaz, Umut İpek, Simru Civan, Özgür Duman, Kübra Kalkandelen, Göktuğ Aydemir, Erkal Çil, Doğan Palut

Uludağ Kış Faaliyeti 14.03.09 Göktuğ önderliğinde yeni üyelerden Simru, Umut ve ben, eski üyelerden ise Özgür ve Mehmet katılımıyla Uludağ Kış Faaliyetimiz, cumartesi saat 8.15 Pendik’ten Yalova’ya İDO vasıtasıyla başladı. Bilet alırken, gişedeki “hanım teyzenin” öğrenci eziminden garip bir hoşnutluk duymasından kaynaklanan önemsiz bir sıkıntı yaşasak da başarıyla 45 dk.da kendimizi Yalova’da bulduk. Hiç vakit kaybetmeden Bursa’ya giden bir otobüse atladık. Bu küçük otobüs yolculuğunun, sabahlayanların ve gece maç yapanların kendilerini toplamalarına az da olsa yardımcı olduğunu sanıyorum. Biz yeniler ise yaklaşık 50 dk süren yolculuğu meraklı gözlerle bakınarak geçirdik. Bursa Tophane’de Erkan Çil ile buluştuktan sonra eksik yiyeceklerimizde tamamlamak için alışverişimizi yaptık. Ve oteller bölgesine çıkmak için hemen bir minibüse bindik. Ve yol alırken hepimiz karlara yaklaştığımızı bilmenin dışında artık bunu hissediyor ve görüyorduk. Faaliyetin en merakla beklenen kısmına gelmiştik. Ayaklarımıza tozlukları geçirip, çanta ayarlarını da yaptıktan sonra öncümüz Erkan, artçımız Göktuğ ile yürüyüşümüze başladık. İlk etap, bölgeye yabancı olmamızın nedeniyle bizi sarsmış olsa da büyük bir azim ve zevk ile 2-3 dklık molalarla yolumuza devam ettik. Biz ilerledikçe kar yağışı da artıyordu bu yüzden konaklayacak yer arayışı da hep akıllardaydı. Çünkü eski faaliyetlerde Maden Bölgesinde kullanılan volfram binasını yıkmışlardı. Bu nedenledir ki yanımızda çadırlarımızda vardı. Sisin artması ile bir görünüp bir kaybolan su deposunun yanında bulduk kendimizi. Alt katının kalmak için gayet uygun olmasından dolayıdır ki çadırları kurmadık. MUDADOSK, bol şırıltılı ve soğuğun azda olsa kırıldığı yeni konaklama merkezini artık bulmuştu. Yürüyüşümüz de yaklaşık 1.30 saatte tamamlanmış oldu. Günün geri kalan kısmını yerleşip dinlenerek tamamladık. 15.03.09 İlk geceyi uyur uyanık geçiren ben ve Simru güne sıcak bir kahve ile başladık. Ardımızdan diğer elemanlarda uyanmaya başladı. Dışarı hava durumuna bakmak için çıkıldığında toz karın yağdığını öğrendik eğitim için pek de iyi olmayan hava koşulları vardı. Bugün Doğan Palut eğitmenimizin de bize katılacağını biliyorduk. Fakat telefon çekmediği için haberleşmemiz zor oluyordu. Öğlene doğru Göktuğ ve Erkan eğitimi başlattılar. Öncelikle bulunduğumuz hava koşulundan yani toz kar yağışından, sisten bahsettiler daha sonra çığ bilgisi tekrar edildi. Kramponları giymiş olan Göktuğ kazma ve krampon kullanımını, iz açmayı ve bunları takip etmeyi uygulamalı olarak gösterdi. Yan geçiş yapmayı, kazmasız tırmanmayı da gösterdikten sonra kar mağarası yapımına geçtik. 7 kişinin de sığabildiği kar mağarasını da bitirdikten sonra Simru, Mehmet, Özgür, Umut ve ben için de yaklaşık 20 dk beklerken(bu arada bol bol fotoğraf çekmek de hiç ihmal edilmedi) Erkan ve Göktuğ da Doğan hocayı karşılamaya gittiler. Döndüklerinde saat 5 civarındaydı sıcak bir şeyler içtikten sonra Göktuğ ve Erkan evlerine geri döndüler. Bizlerde Doğan Palut’un deneyimlerini dinleyerek bir günü daha tamamlamış olduk. 16.03.09 Sabah uyandığımızda bizi daha yumuşak bir hava karşıladı. Bol peynirli kahvaltımızı da yaptıktan sonra eğitim için hazırlanmaya başladık. Açıkçası bizi sıkı bir eğitimin beklediğini hepimiz biliyorduk. Dışarı da belirgin bir güneş vardı, sis kayboluyordu. Doğan Palut bugünün eğitimine Uludağ tanıtımı ile başladı. Havanın açık olmasından dolayı tepeleri de ara ara gözlemleye biliyorduk. Ardından çığ bilgisi tekrarlandı ve günün hava koşulu değerlendirildi. Kazma kullanım şekilleri ve iz açma gösterildi. Hepimiz Doğan Palut’un açtığı izlerden geçiş denemeleri yaptık. İzleri arada bozup zorlansam da gayet faydalı bir eğitim süreci geçirdiğimizi düşünüyorum. Eğitimi bitirip su depomuza döndüğümüzde son kez karları eritip ton balıklı makarnamızı yedik. Hiç vakit kaybetmeden toparlanmaya başladık ve gene hiç çöp bırakmadan eşyalarımızı yüklenip sulak alanımızı terk ettik. Dönüşümüz tabi ki de daha rahattı, yalnızca güneşin iyice belirginleşmesi bizi kavuruyordu. Özellikle montu da çıkarmamış olan ben gereksiz bir terleme yaşasam da Mehmet’in koca su şişesi beni kurtardı. Saat 6 civarı Bursa’ya vardığımız da Erkan’la buluştuk. Bir şeyler atıştırırken genel olarak faaliyetimizi de yorumladık. Artık kesin olarak dönüş vakti gelmişti, 8.30 da Doğan Palut İstanbul’a doğru otobüsle yola çıkarken, bizlerde 9.30 Yalova Pendik feribotuna yetişmek üzere yoldaydık.