RSS Beslemesine abone ol! Pazar, 05 Şubat 2012
Marmara Üniversitesi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü - MUDADOSK
Uludağ (Temmuz '08) Minik Faaliyet
Pazartesi, 21 Temmuz 2008 01:56
Ben ve partnerlerim Hasan ve Bahar ile yaptığımız ilk dağ faaliyetiydi bu. Hep beraber görkemli Uludağ'ı fethetmek için yola çıkmıştık. Cuma günü buluşup ekip olarak alışverişimizi yaptık. Oradan hemen teleferiğe atlayıp mükemmel bir manzara eşliğinde Kadıyayla'ya doğru yola çıktık.
Kadıyayla 1200 küsür metre yükseklikte muhteşem bir bölge. Bol miktarda düzlük içeriyor. Bu da kalabalık çadır kamplarına olanak sağlıyor. Çevrede su bulabileceğiniz birkaç çeşme varmış. Biz onları görmedik. Ateş yakmak serbest ise kullanabileceğiniz bol miktarda kuru odun var. Kadıyaylaya yaklaşık 10 dakikalık bir teleferik yolculuğu ile vardık. Ama bu bölgeye Bursa'dan yürüyerek de varabileceğiniz eski bir yol da bulunmaktaymış. Eski seyyahlar kitap ve yazıtlarında bu yoldan çokça bahsetmişler.
Kadıyayla'dan teleferik değişimi ile Sarıalan'a geçtik. Sarıalan; yerel Bursa halkı tarafından en çok bilinen Uludağ bölgesi. Teleferiğin çıktığı en son nokta. Hoteller bölgesine ulaşım sadece araçlarla mümkün olduğu için halk piknik ve çadır kampları için burayı tercih ediyor. Bölgede bol miktarda su kaynağı var. Doğa aktiviteleri için oldukça lüks sayılan tuvalet, elektrik, alışveriş gibi olanaklar da mevcut.
Faaliyetimize dönelim. Cuma akşamı Sarıalan bölgesinin ücra bir köşesine çadırımızı kurduk. Kendi çapında yanan küçük bir ateş yaktık ve muhabbetler eşliğinde yemeklerimizi pişirip yedik. Saat 21.00 sularında artık yatmamız gerektiğine kanaat getirmiştim. Çünkü ertesi sabah 04.00 de kalkıp sırasıyla kahvaltı ve toplanma işlemlerini halledip en geç 05.00'te yola çıkmamız gerekiyordu. Ama Hasan ve Bahar işin ciddiyetinin farkında değil gibiydi. Ben kırdım kafamı ve yattım. Ertesi gün bunun için kendimi kutlayacaktım..
Sabah tam 04.00'te tüm alarmlar aynı anda devreye girerek çadır içinde inanılmaz rahatsız edici bir gürültü çıkardı. Kalkma zamanıydı. Nerede olduğumu ve beni o gün neler beklediğini ancak birkaç saniye sonra idrak edebildim. O gün Sarıalan'dan yola çıkıp orman içinden 5 km'lik bir yürüyüşle Çobankaya'ya, oradan Hoteller II. bölgeye, oradan da Volfram madenine gidecektik. Çobankaya'dan volfram madeni de tahminimce 5 ila 7 km idi. Tabii ki yürüyüşümüz burada bitmiyordu. En geç saat 12.30'da Volfram'da olup 1 saat kadar dinlenip Kapıtepe'nin dibine kadar gitmeyi planlıyorduk. Sonrasında kapıtepe'yi tırmanıp patikadan 3,5-4 saatlik bir yürüyüş ile Kilimli gölü kenarına kamp atmayı planlıyorduk. Anliyacağınız yolumuz gerçekten çok uzundu.
Saralan'da yapılan kahvaltıdan hiçbirimiz bir şey anlamamıştık. Uyurken yemek yemek gibiydi. Kısa sürede toplanıp yola çıktık. Yola çıktığımızda Bahar hala uyuyordu. Hiç bir şeyi anlamıyor, hiç birşeye cevap veremiyordu. Çobankaya mevkiine kadar sorunsuz geldik. Bu yolu daha önce yürümüş olduğumuz için planın önünde kalmıştık. Fazlalık olan zamanı güzel bir kahve molası ile doldurmaya karar verdik. Kahvelerimizi içtik ve yarım saat sonra yola çıktık.
Yolun buradan Kilimli'ye kadar olan kısmı acı vericiydi. Bilinçsizce sadece yürüdük. Yol ggerçekten uzun sürmüştü. Yolda karşılaştığımız diğer yürüyüşçülerin hepsi yürüyüşlerine Hoteller bölgesinden başlamıştı. Aynı zamanda yükleri bizimkinin 5'te 1 kadardı. Bizim yanımızda 3 günlük yiyecek, giyecek, teknik malzeme, çadır vs. hepsi vardı. Ağır yük ve yorgunluğun altında eziliyorduk.
Kilimli gölüne vardığımızda tüm yorgunluğumuzu unuttuk. Mükemmel bir göle manzarası, Karatepe zirvesi, Erimemiş karlardan oluşan manzaramız eşliğinde akşam yemeğimizi yedik. Sonrası yok. Hepimiz birkaç saat sızdık. Kalktığımızda etrafımızda insan sesleri vardı. Bursa'dan yerel bir dağcı grup da başka bir rotayı izleyerek Kilimli'ye kamp yapmaya gelmişti. Ufak bir kaynaşmadan sonra tekrar tulumlara girdik ve güzel uykunun tadını çıkardık.
Ertesi gün oldukça geç uyandık. Dönüş yolu için sıkı bir kahvaltı yaptık. Bacaklarımız ağrıyordu ve yola çok isteksiz çıkmıştık. Ama kendimizi hayretler içinde bırakarak dönüş yolunu çok daha kısa sürede almıştık. Kapıtepenin iniş yolunun dibine geldiğimizde Hasan inanamadı. Hızlı bir şekilde inmiştik. Ama iniş çıkıştan çok daha zordu. Sırtımızdaki onlarca kiloluk yük inanılmaz derecede öne doğru baskı yaptıyordu.
Hoteller bölgesine toplam 5,5 saatte gelmiştik. Bu çok iyiydi. Rastgele bir hotalin içine girip elimizi yüzümüzü yıkadık. Mükemmel olmuştu bu bizim için. Yola devam ettik. Amacımız Sarıalan'a ulaşmaktı. Ama hotellerden oraya nasıl gideceğimizi bilmiyorduk. Aradaki karayolu mesafe 7 km idi. Yola çıktık. Karayolunda 1,5 saatte varmayı hedefliyorduk. Ama yol üstünde giderken orman içine doğru giden bir tabela gördük. Üstünde saralan yazıyordu. Düşünmeden atladık hemen kestirme olduğunu düşünerek. Nitekim öyle de çıktı. 4065 metre parkurun toplam uzunluğu idi. Yürüyüş liderliğini Hasan üstlendi. Bir süre yürüdükten sonra işaretleri kaybettik ve kaybolduk. Hasan bizi indiğimiz vadiden çıkarmış tepelere doğru yürütüyordu. Ama bana göre ters giden bir şeyler vardı. Pusulama göre tam terse gitmemiz gerekiyordu. Hasan'ı ve Bahar'ı zar zor ikna edip ekibin başına geçtim. Kendi düşündüğüm yoldan ilerleyerek 15 dk. sonra işaretli yolu buldum. Yolun kalanının kısa olduğunu varsaymıştım. Ama öyle olmadı. Kaldığımız yerden itibaren 1 saat kadar daha yürüdük. Sarıalan'a vardığımızda biraz sinirlerim gerilmişti. Zaman zaman ekibin önüne geçen Bahar çok kişisel hareket etmişti. Ve bu benim doğa yasalarıma çok ters bir durumdu.
Sarıalan'a dönüşümüz muhteşemdi. Çok mutluydum. Artık bitmişti. Oradan teleferiğe kadar son etabımızı yürüyerek -ki bu en fazla 1 dk demek- Uludağ maceramızı noktaladık. Dönüşü Pazar günü yapmıştık. Dolayısı ile çok kalabalıktı.
Yaptığım bu Uludağ faaliyeti bana çok fazla şey öğretti. Nasıl bir ekiple dağa gidilmesi gerektiğini, nasıl programlama yapılması gerektiğini ve nasıl hareket edilemsi gerektiğini artık çok çok iyi biliyordum.
Dönüşte kısa da olsa Bursa içinde dolaşma imkanım oldu. Ama gezi statüsüne girebilecek tur olmadığı için buraya detayları not düşmüyorum.
Sevgiyle kalın,